Bazen Geri Dönerler


Kız kontrolünü hep kaybederdi. O kontrolünü kaybettiğinde, adamın aklına hep Stephen King’in en boktan uyarlamalarından biri olan Geri Döndüler’in aynı boktanlıktaki tagline’ı gelirdi: “Bazen Geri Dönerler.”

Bir keresinde tartışmıştılar boğuk bir kaplumbağa kabuğunun içinde. İçeride kesif bir kızartma ve baharat kokusu vardı. Korküreler yanıyordu büyük ihtimal. Kız da sanki melanj içmişti. Geçmişindeki karanlığı anlatırdı hep. Adam karanlığı bilirdi. Işık olmadığında orada olurdu karanlık. Işık kaynağa gereksinirken karanlık ise sonsuzdu. Ne olmuştu ki yani eninde sonunda karanlık kazanacaksa? Kızın Cageyan oyunculuk tadındaki karakterini sevmiyordu adam, bari metodik oynasa diyordu ve bunu söylemek zorundaydı.

Kız elindeki bıçağı gevşekçe tuttu ve savurdu. Karşısında dikilen gencin kolunu çizdi. Çizilen koldan göz yaşı akmadı. Kan akmadı. Duman yükseldi. Yükselen duman evin tavanını sardı. Evde bu tartışmayı duymayan kertenkeleler artık öksürük ile beraber, boğazlarını sıkıyorlardı. Her kertenkele kuyruğunu bırakmazdı, bazıları kendini boğardı. Duman çıkan yeri çiğnenmiş ekmekle kapadılar. Ekmek küflendi ve küflendi. Kolu sardı ve sonra küf tüm vücuda eşit bir biçimde yayıldı. Çocuk hala ayaktaydı. Küf, içindeydi ama öldürmezdi. Sessizdi.

Buzdolabına doğru yürüdü, kapağı açtı. İçinde pembe bir domuz dondurma yiyordu. Çizgifilmden bir domuz. İçeri geldiğinde kız ağlıyordu. Tek söylediği ise şuydu: “Yine kontrolü kaybettim.” Çığlık attı ve tepindi can çekişen bir kuş misali. İşte o anki tek ilahi müdahale kapıya gelen ev sahibiydi. O arada adamın düşündüğü şey ise Vietnam’da savaşsaydı, Thin Red Line’daki Witt olacağıydı. İçerideyse bir grup kertenkele kuyruklarını sallayarak Babam ve Oğlum’u izleyip ağlıyordu…

“Baharat akmalıydı.”


Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: