Tim Burton Tekrar "Karanlık Gölgeler"de

Yeni filmi ‘Dark Shadows’ta (Karanlık Gölgeler) tekrar kült oyuncuları Johnny Depp ve Helena Bonham Carter ile çalışan Tim Burton, yarattığı kendine has atmosferi ve karanlık masalıyla tekrar sevenlerini sinemalara davet ediyor…


  Tim Burton yeni filmi Karanlık Gölgeler-Dark Shadow’da izleyicilerini yine karanlık ve kasvetli bir masala davet ediyor. Yönetmenin kült oyuncuları Johnny Depp ve Helena Bonham Carter yine bol pudralı, gotik makyajlarıyla karşımızdalar. Oscar'lı kostüm tasarımcı Collin Atwood ve yönetmen Mike Figgis’in kuzeni de olan seçkin kast direktörü Susie Figgis yine çok iyi çalışarak Tim Burton’un bildik atmosferini iyi yansıtıyor.

  Yönetmen, Dark Shadows’ta yine uyarlama bir hikâyeyi kendi tarzıyla anlatıyor. Film, 1966’da çekimine başlayan ve 1971’e kadar süren aynı isimli dizinin yeniden çevirimi…

  Özetle: Joshua ve Naomi Collins çifti yanlarında oğulları Barnabas ile beraber 1752 yılında İngiltere’nin işçi kasabası Liverpool’dan ABD’ye yelken açarlar. Barnabas ve zengin ailesi Collinwood kasabasını kurar. Burada Barnabas’tan aşkına karşılık alamayan cadı Angelique, Barnabas’ın ailesini büyüyle öldürür. İntikam almak için kara büyüye takıntılı hale gelen ve yavaş yavaş kendini tüketmeye başlayan Barnabas’tan aşkına hâlâ karşılık alamayan Angelique bu sefer onu bir vampire dönüştürüp sonsuz bir ızdırap çekmesini amaçlar. Bir vampir olarak yakalanan Barnabas kasaba halkı tarafından diri diri yerin altına gömülür, ta ki iki yüz yıl sonra gün yüzüne çıkarılacağı güne kadar…

BARNABAS’IN KÖKENİ
  Sıra dışı ve tuhaf tarzıyla bilinen Tim Burton'un yine ‘ciddi’ bir mizahla taçlandırdığı filmde Barnabas’ı anlamak için önce karakterin ismine dikkat etmek lazım. Hikâyenin kahramanının, Hristiyan kültüründe pek de tercih edilmeyen bir isme layık görülmesi şaşırtıcı değil. Barnabas, M.S. 325 yılında gerçekleşen meşhur İznik Konsülü’nde ‘kutsal üçleme’yi reddettiği için aforoz edilmiş bir din adamı. Vampir mitine uygun olarak, genellikle Katolik sembolleriyle savaşılan birine koyulması için ideal bir isim. Bu paralellik filmde de açıkça görülüyor. İki yüz yıl sonra uyanan ve çevresine yabancılaşan Barnabas, toplum tarafından kabul görmekte ve ona adapte olmakta zorlanıyor.

  Çekimlerin öncesinde 65 kiloya düşmek için rejim yapan Johnny Depp ve Eva Green’in doğal performansı ve uyumu filmin en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Evli bir karı koca gibi didişen ikilinin oyun gücü Tim Burton’a yeni bir kült oyuncu olarak Eva Green’i kazandıracak cinsten. Green rolünü ‘Bette Davis ve Janis Joplin’in karışımı’ olarak tanımlamış. Biraz cadı, biraz rock yıldızı… Vampir denince akla ‘Kont Drakula’ rolüyle gelen Christopher Lee’nin de ‘bir bakıp çıkması’, glam rock makyajıyla filme ‘cuk’ oturan Alice Cooper’ın konser performansı, konağın asi ergeni Carolyn’in korku temalı rock şarkıları yazan Black Sabbath’ı ve dönemin gözde rock gruplarını dinlemesi filmin hoş ayrıntılar olarak eklenmek istenmiş.

   Ama elbette bu iki oyuncunun muhteşem oyun gücüne ve hoş ayrıntılara rağmen film asıl kuvvetini Tim Burton’ın zekâsından alıyor. Daha 12 yaşındayken ailesinden sıkılıp babaannesinin yanına yerleşen asosyal bir çocuk olan Burton, o yıllardan beri düşük bütçeli korku filmlerini izliyor ve karikatürler çiziyordu. Korku filmlerinin kült adamı Vincent Price en sevdiği oyunculardan biri olmuştu. Uzun süreler karanlıkta B tipi filmler izliyordu. 13 yaşında çektiği kısa film ‘Doktor Agor’un Adası’ysa ilk sinema deneyimi. Sinemaya böylesi erken bir yaşta başlayan birinin, düşük bütçeli B filmlerinin stilini geliştirerek kendi stilini oluşturduğunu söylemek mümkün. Yine şaşırtıcı olmayan bir şey de, Disney’de çalışırken ‘Tilki ve Köpek’ adlı yapımında çizimlerinin ‘karanlık’ bulunarak kabul görmemesi.

  En sevdiği karanlık tema olan insani değerlerin kaybını, abartılı grotesk stiliyle ele alışı, bildik bir Burton performansı olsa da film, yönetmenin son işlerine göre de oldukça keskin bir parodi mizahı taşıma amacında. Barnabas’ın, McDonalds’ın M’sini vampirlerin atası sayılabilecek şeytan Mephistofones’in işareti olduğuna yorması, 1700’lerin eşitsiz kadın-erkek anlayışını desteklemesi, televizyonun içindeki cüce büyücüyü araması, teknolojik gelişmelere İncilsel anlamlar yüklemesi, bunları yaparken de bu esprileri Depp’in son derece ciddi suratına yerleştirmesi kendine has tarzının eseri ve Burton’ın tarzını yansıtması açısından önemli.

  Son dönem Tim Burton filmleri arasında kuvvetli bir yeri olabilecek bir film Dark Shadows. Bol renkli stilinden tekrar karanlıklara dönüyor ki, bu da bana göre iyi bir şey...

BURTONESK NOTLAR
  • Burton, şu ana kadar kült oyuncuları Johnny Depp ile 8, Helen Bonham Carter’la 7 kere çalıştı. Yönetmen Carter’la nişanlı. Johnny Depp ise oğlunun vaftiz babası.
  • Burton’ın yönettiği 28 filmin sadece beşinde besteci Danny Elfman’la çalışmadı.
  • Eva Green’in oynadığı Angelique rolü için daha önce Anne Hathaway, Lindsay Lohan ve Jennifer Lawrance da düşünülmüştü.
  • Michelle Pfeiffer, hayranı olduğu ‘Dark Shadows’u daha önce Batman’da beraber çalıştığı Tim Burton’un çekeceğini duyunca yönetmeni bizzat arayıp rolü istemiş.
  • Sinematograf Bruno Delbonnel yönetmen Burton’ın talimatıyla 70’lerdeki vampir filmlerinin birçoğunu izlemiş.
  • Orijinal dizide Dr. Hoffmann’ı oynayan Grayson Hall senarist Sam Hall’ın eşiydi. Bu filmde de aynı paralellik Helena Bonham Carter ile Tim Burton arasında kuruluyor.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: