Hiç 'vahşi' değiller

Ünlü yönetmen Oliver Stone, iki seneden sonra ‘Vahşiler’le tekrar karşımızda. Uzun zamandır kendinden bekleneni veremeyen ve eski günlerine kavuşmak isteyen yönetmenin bu filmi de, üstünde potluk yapan bir ceket gibi duruyor…
Bir Oliver Stone yazısı daha ‘geçmişe atıf’ yaparak başlamak; ‘Müfreze’, ‘Doğum Günü 4 Temmuz’, ‘JFK’, ‘Katil Doğanlar’ ve ‘Salvador’ gibi klasikler anılmak zorunda. Çünkü Oliver Stone, birçok başarısı olan bir yönetmen; uzun boylu bir laf etmek zor. Üstelik yeteneğiyle sizi ters köşeye yatırabilecek biri… Buna karşın uzun süredir ‘fetret devri’nde olduğu da geniş kesimler tarafından kabul edilmiş bir gerçek.
‘Vahşiler-Savages’ 2000’ler boyunca istediklerini yapamayan Oliver Stone için yeni bir fırsattı. ‘Katil Doğanlar’dan bu yana kendinden beklenenleri karşılamayan Stone’un Quentin Tarantino benzeri; bol karakterli bir suç filmi yapısı kurma ihtiyacı, belki de bundan kaynaklanıyor.
KİMYA DEĞİŞİKLİĞİ
Bir Quentin Tarantino senaryosu olan 1994 tarihli ‘Katil Doğanlar’dan sonra Stone’un kimyasının değiştiğini söylemek mümkün. Filmin yönetmeni Stone olmasına rağmen, birçok kişi aslan payını Tarantino’ya vermişti. Bu kült filmden sonra ortaya çıkan Stone filmlerine bakarsak, çoğunun Stone’u Stone yapan telden, ‘eleştirel politik damardan’ gelmediğini görüyoruz. ‘W.’ ve ‘Nixon’ politik filmlerdi şüphesiz ama ne kadar politik oldukları tartışılır.
Şimdiyse Stone, ‘U Dönüşü’nde olduğu gibi ‘Vahşiler’de de Tarantino’luğa oynuyor.
Filmde, esrar yetiştiren iki adet tipik ABD’li, (biri hippi, biri Afganistan gazisi; uyuşturucu eşleşmesi böyle bağlanmak istenmiş sanırım) ve ortak sevgilileri olan sarışın aynı evi paylaşıyor; bir aşk üçgenini sorunsuz bir şekilde yaşıyorlar. Deniz kenarındaki ütopik bir villada, sevişme sahneleri eşliğinde geçinip gidiyorlar fakat Meksika uyuşturucu kartellerinin devreye girmesiyle, piyasayı ele geçiren küçük yatırımcılarımız belaya bulaşıyor. Biz de bol karakterli bir hikâyeye adımımızı atıyoruz. Ondan sonra tahmin edilmesi güç olmayacak bir şekilde olaylar karışıyor ve şiddet yüzünü gösteriyor…
İşte bütün sorunlar burada başlıyor. Aslında uyarlama bir eser olan ‘Vahşiler’ için, Stone kitabın yazarı Don Winslow’a çok inanıyordu. Kitabın yazıldığını öğrenip taslağını gördüğünde yazara maddi olarak yardımda bulunmuştu… Edebi eserlerin yansıtılması her zaman sıkıntılı sayılır ve ağır bir yüktür, fakat senaristlerin de iyi bir iş çıkardığını söylemek zor. Filmde Amerikan yaşam tarzı, ‘uyuşturucu satsak da iyi adamlarız dostum’ benzeri sahnelerle, diyalog yoksunu bir şekilde yüceliyor.
LIVELY SEKS SEMBOLÜ MÜ?
Stone ayrıca görselliğe fazla önem göstermeye çalışırken, Blake Lively’ye (uyuşturucu satıcısı rolündeki dostların ortak sarışını) seks tanrıçası muamelesi yapma hatasına düşüyor. Uzunca vücudunu ve şuh bakışlarını izliyoruz. Lively’ye filmden önce ‘daha serseri’ bir görünüm verebilmek adına tüfekle atıcılık dersleri verilmiş. Hatta eline daha önce hiç tüfek almamasına rağmen ilk üç vuruşunda 12’yi tutturmuş. Buna karşın Lively filmde sadece bir-iki kez silaha dokunuyor.
‘Gençlik dizilerinin aranan oyuncusu’ klasmanından çıktığını söylemek zor. Lively’nin yerine aslında Jennifer Lawrance yer alacaktı fakat genç aktris ‘Açlık Oyunları’nın başrolünde oynamak için projeden ayrıldı. Lively ile Lawrance arasındaki fiziki bazı benzerlikler (sarışın, genç, beyaz tenli) bu seçimin yönetmenin kafasındaki prototipe göre yapılmış olabileceği izlenimini vermiyor değil.
Diğer oyunculardan Aaron Johnson’ın hippivari uyuşturucu satıcısı Ben rolünde iyi bir oyun çıkardığını söylemek zor fakat bunun senaryodan kendine biçilen elbiseden kaynaklanmış olması da olası. Ben’in ortağı Chon rolündeki Taylor Kitsch ise diğer oyunculara oranla iyi bir oyun sergilemiş. Bunun da karakter tasarımıyla ilgili olduğu söylenebilir. Film için özel olarak Donanma Komandoları’ndan ders almış.
İşin Meksika ayağında karşımıza çıkan Benicio Del Toro’nun canlandırdığı garip karakter Lado; görünüşüyle ilginç fakat içi çok fazla doldurulamamış… Sadece ‘garip’ olması amaçlanmış gibi sırıtıyor. Örneğin; sapkın ve çok da zeki olmayan karakteri, başka bir sahnede müthiş bir fırsatçılık sergileyecek kadar zeki oluveriyor.
Salma Hayek’in oynadığı ‘mafya anası’ Elena karakterleri olabildiğince karikatürize edilmeye çalışılmış. Elena koca kartelin başında; işkenceyle adam öldürtebilecek karakterde ama sarışın kızımıza acıyor ve neredeyse ‘kanka’ olacak konuma geliyorlar. Karikatürize edilmiş şiddet ve karakterlerden ‘stilize bir hava’ yakalanmaya çalışılsa da bu havanın, insanın üzerinde potluk yapan bir cekete benzediğini söyleyebiliriz.
Normalde filmde kısa süreli bir rolü olan Uma Thurman’ın sahneleriyse montajda çıkarılmış. Thurman, Blake Lively’nin canlandırdığı ‘O’ karakterinin annesi rolünde olacaktı.
TÜR KIRMASI
Filmin garip havasına kontrast yaratabilecek şekildeki aydınlık görüntülerse bir tür kırmasının habercisi. Biraz suç, biraz mizah, biraz da gençlik filmi atmış tenceresine Stone. İyice kaynatmış fakat ocağı açık unutunca, nihayetinde filmin dibini tutturmuş. Woody Allen’ın ‘Vicky Cristina Barcelona’sındaki üçlü ilişkiden, bol karakterli Tarantino filmlerinden, bir anda birbirine giren ‘olaylı’ Guy Ritchie filmlerinden bir şeyler bulabiliyoruz. Elbette bunu yapmak yanlış değil. Ünlü Bilimkurgu yazarı Alfred Bester’ın, ‘Kaplan! Kaplan!’ kitabının girişinde bir cümlesi vardır; “Sonsuz evrende tamamen yeni ve özgün olan hiçbir şey yoktur.”
Asıl önemli olan sentezlerden bir özgünlük ortaya koymaktır. Fakat ‘Vahşiler’in bunu yapıp yapamadığı büyük bir merak unsuru.
Sonuç itibariyle sinemaya adımını atacaklar, afişteki John Travolta, Blake Lively, Demian Bichir, Salma Hayek, Benicio Del Toro, Aaron Johnson ve Taylor Kitsch’in isimlerine baktıklarında memnuniyet duyabileceklerini düşünebilirler. Fakat filmin kime ne kadar keyif vereceği bilinmez…
130’DAN UZUN 130 DAKİKA
Filmin süresi 130 dakika; böyle bir senaryo için oldukça uzun. Yaklaşık 40 dakikası esrar güzellemeleriyle geçiyor fakat bu güzellemeler bize ne filmin ana konusu hakkında bir bilgi vermek, ne de karakterlerin gelişimine yardımcı olmak adına kullanılıyor. Estetik kaygısıyla filmin içine giren sahnelerde yapay marihuana kullanılmış.
Yapımcılar yasal olarak marihuana yetiştiren üreticileri tek tek ziyaret etmişler. Son 40 dakikadaysa her şey acele geliyormuş havası hâkim. 130 dakika başlı başına uzunken, bu haliyle daha da uzunmuş gibi geliyor insana.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: