26 Eylül 2011 Pazartesi

En iyi 10 Beethoven Eseri



Sanırım yaklaşık 3000 yıldır falan bir genç ne zaman eline kağıt ve kalem alsa, iki şey yapıyor.
 1) Kadro kurmak. 2) Top-10 listesi yapmak. Birincisi bu blogun işi değil. O yüzden ikincisine direkt ışık hızıyla dalıyorum efendim.

Ülkemizde “Klasik Müzik” denilen aslında gerçek ismi Çoksesli Rönesans Müziği olan türün yaratıcısı Malazgirt Savaşında Alparslan’a madara olan Bizans İmparatoru IV.Diyojen’dir. Yalnız o güzelim ilk besteler İstanbul’un fethinden sonra kaybolmuştur. Akıbetleri bilinmiyordur.

Bach ve Vivaldi ile Avrupa’da yayılmaya başlayan Klasik Müzik, uzun süre sadece yaylı çalgılar etrafında dönmüştür. Ancak piyanonun icadından sonra Haydn, Mozart ve Beethoven gibi dahilerin yer aldığı “dahiler dönemi” denilen süreçte solistin olmadığı, sadece orkestraların çalabildiği, çeşitli bölümlerden oluşan ilk “senfoniler” yazılmaya başlamış. Şimdi bir çılgınlık yapalım ve sübjektif bir yaklaşımla (aka keyfimin kahyası) çoğunluğunu senfonilerin oluşturduğu en baba 10 Beethoven eserini blogun okuyucu kitlesiyle paylaşalım. Çoğunluğunu A Clock-work Orange filminde de duyduğumuz liste sondan başadır efendim. Yani numaralardan anlayacağınız üzere tabii…



10) Missa Solemnis: Beethoven’ın “en kral eserimdir” dediği bir ayin bestesi. Daha doğrusu Katolik Kilisesine göre ekmek Hz.İsa’nın bedeni, şarap da Hz.İsa’nın kanı olarak kabul edildiğinden, büyük kiliselerde kutsal ekmeği yiyip, kutsal şarabın içildi 6 bölümlük bir duadır. İslamiyet’teki Kandil Gecelerinde camilerde okunan mevlitlerin eş değeridir. Çoğu müzik otoritesine göre müzik tarihinde okunması en zor eserlerden birisidir. Agnus Dei kısmındaki ünlü “dona nobis pacem”-“Bize barış ver” kısmıysa asırlardır Dünya Barış Örgütünün ana sloganıdır. Önyargısız şekilde dinlenildiğinde hazırlıksız yakalanan insanı bulutlara uçurabilir. Bu arada, blog misyonerlik yüzünden kapatılırsa şimdiden hakkınız helâl edin.
  
9) Grosse Füg: Üstadın sağırlıkla tanıştığı ve kendisini içkiye, kadına ve o dönemde taze çıkmış kokaine verdiği zamanlarda yazdığı bugün bile anlaşılmamış eseri. Aslında 130 No’lu Yaylı Dörtlüsü için yaptığı bir bestenin sonuna eklemiş. Ama çalması inanılmaz zor olduğu için, kabul görmemiş. O da bunu çıkartıp kendi başına bir beste olarak düzenlemiş. Dünyanın en iyi konservatuarı kabul edilen Berklee Müzik Koleji’nin mezuniyet sınavında bunu çaldırırlar. Yüzde 10’luk bir hata oranıyla çalanlar bölüm birincisi olarak mezun olurlar. Eğer yaylıları, oda orkestralarını seviyor, sakin müziği değil kafanızı allak bullak şeyler arıyorsanız bu doğru eserdir efendim.


Immortal Beloved'ta Gary Oldman, Beethoven'ı canlandırırken
8) Kreutzer Sonat’ı: Çoğumuzun Tolstoy’un en ünlü öykülerinden olan Kreutzer ile tanıdığımız bir Beethoven şaheseri. Beethoven’ın büyük bir aşkla bağlandığı kardeşinin karısına yazdığı notalarından içinde acı ve çaresizlik akan bir ağıt. Ama bu parçanın ruhunu daha iyi anlamak için Gary Oldman’ın Beethoven’ı canlandığı “Immortal Beloved” izlemek lazımdır. Yaylı ve piyanoyla çalınan bir eserdir ve her Beethoven eserinde olduğu gibi keman erkeği, piyano ise kadını temsil eder. Sert geçişler ve hızlı ses dönüşleri vardır. Müzik tarihindeki ilk hakiki “aşk” şarkısı olarak kabul edilir.

7) Egmont Üvertür: Uvertür, opera ve müzikallerin başındaki giriş müziğinin ismidir. Beethoven’ın Egmont’u da Goethe’nin meşhur tiyatrosu “Egmont” için yazılmış bir uvertürdür. Çoğunuzun ilk notalarını eski Ford reklamlarından tanıyacağınız, Beethoven’ı Beethoven yapan coşkun ve sert eserlerinin en tanınmışlarından bir tanesidir. Aslında sadece uvertürden daha ziyade bir “soundtrack” hatta kimilerine göre müzik tarihindeki ilk soundtracktir. Goethe’nin oyunuyla aynı sayıda 8 bölümden meydana gelir. Alba Prensi Kont Egmont’un devrilerek sürgüne gönderilmesini, oradan dönüşünü ve döndüğünde artık bir diktatör değil demokratik bir adam oluşunun hikayesidir Goethe’nin Egmont’u gibi Beethoven’in Egmont’u da sertçe başladığı eseri ortada zenginleştirip, bitişinde öyle bir saflıkla yumuşatır ki, kendinizi kaybedersiniz.

6) 7. Senfoni: Ve evet, sonunda senfonilere gelebildik. Kimilerine göre daha yukarıları, kimilerine göre aşağıları hak etse de 7.Senfoni, bence IMDB’deki 8 puan alan filmler gibidir: eksiği yoktur, noksanı yoktur ama “özel” filmlerin özelliği olan “kimseye beğendirmeme” olayından maalesef uzak kalmıştır. 7.Senfoni öyle işte, sistematik olarak kusursuz ancak işte birazcık “işi kuralına göre oynama”. 1812’de yazılmıştır, 4 bölümdür. Bugün kulaklarınızda aşina kalan 2.bölümüdür. 2.bölüm, karamsarlığın en coşkun şekilde dışa vurumudur. Hayatı boyunca kadınlarla ve maddi konularla boğuşan Beethoven’ın içindeki sıkıntının dışa yansımasıdır. Irreversible filminin soundtrack’inde vardır. Sıkıntıyı en yoğun ve en iyi şekilde anlatan müzikal eserlerden birisidir. Düştükten sonra değil düşerken dinlenilmesi önerilir.

5) 3. Senfoni-Eroica: Napolyon Bonaparte, iktidarı ele geçirip tekrar diktatörlük ilan edilene kadar ona ithaf edilmiş kusursuz bir ahenk. Müzik tarihinde “çağ açmış” olarak kabul edilen parçalardan bir tanesi (diğerleri arasında Bohemian Rhapsody var). 12 Eylül Darbesinde, çalması yasaklanan klasik müzik eserlerinden bir tanesi. Özgürlüğü ve özgürlük mücadelesini anlatan bir destan. Dünyadan uzaya gönderilen ilk müzik eseri. İlk kez çalındığı yer Napolyon’un ihtilal yaptığı sırada sürgüne gönderdiği eski Fransız Subayları'nın yaşadığı Viyana. Özgürlüğün, daima tekrar öldüğü yerden kalkacağını anlatan bir şiir.


Alman soprano Elisabeth Röckel

4) Fur Elise: Esasında asıl ismi Fur Therese’dir. Ancak Beethoven öylesine kötü bir el yazısına sahipti ki, bu gerçek 1990’ların başındaki teknolojiye kadar gizli kaldı. İşte bu hepimizin bildiği bir eser. Çoğumuzun ilkokulunda kullandığı zil, belki birazımın da ilk cep telefonlarında kullandığı melodi. Alman soprano Elisabeth Röckel için yazılmıştır. Genç ve öğrenmeye hevesli soprano, sürekli Beethoven’ın çevresinde gezip ondan ders almak, besteciliğe merak salmak istiyordur. Ancak kadınların beste yapmaktan çok beste yapılmak için yaşadıklarına inanan sanatçı, Elisabeth’in şevkini kırmak için “al bakalım kızım, bundan daha iyisini yap ondan sonra görüşelim” demek için Fur Elise’yi besteler. Kadın da besteciliği bırakır. Klasik müziğin imza eserlerindendir.

3) Ayışığı Sonatı: 1801 yılında Viyana’da tek başına yaşadığı dönemde bestelenmiştir. Ah, yazacak bir sürü ayrıntı var. Birincisi popüler bir gerçektir; The Beatles’ın “Because” şarkısı, bu sonatın tersten çalınmasıyla oluşmuştur. Ayrıca Depeche Mode tarafından coverlanmıştır. Çalınması çoğu piyaniste göre orgazmla eş değerdir. Beethoven’in ilk aşkı olan bir kontesi anlatır. Ancak Beethoven, soylu kanı taşımadığı için kontesle evlenememiş ve üzüntüsünden kendisini evine kapatır bu parçayı bestelemiştir. Yitirmeyi, imkansızlığı, umutsuz bir özlemi anlatır. Yalnızlıktan çıldırmayı anlatır. Üç bölümdür, ilk bölüm yavaştır, ikinci bölüm fırtınalıdır, üçüncü bölümse dingindir.

2) 9. Senfoni-Ode To Joy: Sonunda insan sesi içeren tek senfoni. Ne tuhaftır ki Nazi Partisi Üyesi Kondüktör Herbert Von Karajan’ın düzenlemesiyle Avrupa Birliği’nin meşhur “barışı ve kardeşliği anlatan” Marşı olarak kullanılan bir eser. 1824’te, ölümünden 3 yıl önce bitirilmiş. Beethoven bunu bestelediğinde iki kulağında da %100 işitme kaybı vardı. Sonda bizim “Kardeş olun ey insanlar, bunu ister Tanrımız” olarak bildiğimiz şiir, Alman yazar Friedrich Von Schiller’e ait. Bir diğer güzel nokta da 9.Senfoninin sonunda çalınan zillerin ve vurmalıların, Türk askeri bandosundan alınmasıdır. Dünyanın her köşesinde milyonlarca kulak tarafından tarih boyunca dinlenilmeye devam edecektir.

1)      5. Senfoni: Sol sol sol mi”. Hemen tanıdınız. Bir meydan okumadır. Hayatında ona sırt çevirdiğini düşünen herkese durduğu bir mücadeledir. Tanrıya, kadınlara, ortaklarına, Mozart’ta ailesine, sağırlığına, kaderine… Bunu samimi söylüyorum bence insanlık tarihi için Mısır Piramitlerinden çok daha önemli bir yere sahiptir. Çoğu insanın aklına “senfoni” dendiği zaman akla gelen ilk eserdir. İlk çalındığında yıllarda her konserden sonra salondan bayılarak çıkartılan pek çok kişi oluyordu. Mors Alfabesinde “aaab” V harfi olduğu için II.Dünya Savaşı boyunca İngiliz Radyoları, haberlerden önce Victory’nin V’sinden özenerek jenerik müziği olarak bunu kullandılar. İlk bölüm “allegro con brio” herkesin mâlumu, coşkun şekilde başlar. Diğer iki bölümse, çalgı tekniği bakımından kusursuzdan öte kabul edilir. İçinde hiçbir boş nota yoktur, seyircinin dikkatini bir an olsun bile ayıramaz. Sadece odaklanır. Son bölüm Scherzo’nun sonundaki Coda bölümüyse eser bitene kadar upuzun ve sürekli bir tempoyla akar. Zaten sondan 2-3 saniye önce herkes ayağa kalkıp alkışladığından, bu bölüm adeta sonsuz gibidir .



Sanıyorum ki bu kadar. Beethoven, sonsuza kadar derinliği anlaşılmayacaktır bir adamdır, kabul ediyorum. Ama siz yine de bu derinliği anlamaya cüret edin.

Konuk Yazar: Öztürk Miraç Saral 

3 yorum:

  • Adsız diyor ki:
    26 Kasım 2012 14:11

    http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000002524/0000000252462_5_1.jpg

  • Adsız diyor ki:
    5 Mart 2013 20:31

    bu ne yaa hiç birşey anlamadım 14.senfoni niye yok

  • Ö.Miraç.Saral diyor ki:
    22 Mart 2013 17:08

    Adsız-2: Merhaba, Ludwig Van Beethoven ömründe 9 senfoni ve bir de yarım kalmak üzere 10 senfoni yazmıştır. 14 değil.

    İşbu bahsettiğiniz "14.senfoni" muhtemeldir ki Beethoven'ın 14.piyano sonatıdır, eğer öyleyse o sonatı bahsi geçen yazının 3 maddesinde "ayışığı sonatı" ismiyle bulabilirsiniz. Zira Ayışığı Sonatı= Beethoven'ın 14.piyano sonatı. Eğer 14.piyano sonatı değilse muhtemelen 14.yaylı quartetidir, onu da listeye almadım zira beğeni subjektif bir şeydir ve ben 14. yaylı quarterini beğenmiyorum :)