Edebi Mağlup


Üç noktaların çok kullanıldığı yazılar çok revaçtaydı bir aralar, gerçi alıcıları şimdilerde de yok değil. Durarak, düşünerek mi yazıyor insanlar? Ya da konuşurken de mi böyleler? Üç nokta yerine tek nokta daha çok tutuluyor şimdi, şş çaktırmayın... Durarak konuşuyoruz sanırım, evet. Gerçi herkes yazdığından farklı konuşur, konuştuğundan farklı yazar -tarz olarak diyorum canım, diğer türlüsü de var ama onlar takdiri değil, nefreti hak ediyor. Bazı insanların konuştuğuyla yazdığını karşılaştırıp iki ayrı insanla iletişime geçip geçmediğinizi sorguluyorsunuz, daha ne olsun.

Herkes farklı bir şekilde sunar önünüze yemeğini, eserini, fikrini, zehrini, vesaire. Zaten ortak çaba biraz da bundan ibaret; insanlar olayları sunuşuyla var oluyor, kendi sunuşunu yüceltiyor ölene kadar, savaşı, davası bu. Küçük görünen zaferler onun egosundaki devasa büyümeleri besliyor.

Kırmak ve kırılmak normal görülüyor, halbuki insanların kendisinden başka kimsesi yok ve tam da bu yüzden bazen sadece savaş suçundan başka "affedilmez suçlar" da olmalı. Savaş demişken, soğuk savaş bu muydu? Ve bu yüzden mi bu kadar korkunç? Elinde baltasıyla bağırarak üzerimize doğru koşan bir asker bunlardan daha mı az titretiyor dizlerimizi? Bilmiyorum, ama en azından çok daha samimi, ne istediği belli.

Ötekileştirmeyle savaşmaya dair ne kadar ders verilirse verilsin, isterse üç yaşından itibaren, hiçbiri yürürken ayağının tökezlemesinden ölüm gibi korkana tesir etmez. Yabancılık müessesesi meşrulaştırılmadan önce de bunlar bu kadar küstah mıydı, bilmiyorum ama bazen onlar dünyaya, bazen de dünya onlara haksızlık yapıyor. Topluma sokulmaya zorlananlar kölelerden farksız evet, ama diğerlerinin suçu ne pek sayın yabancı? İyi niyetli bir şekilde yaklaşmaya çalışanlar her fırça yediğinde kalbime bir mızrak saplanıyor.

Hayali idman işe yarıyor ara sıra, Oh Dae-Su yarı yarıya haklı, kendisi de böyle söylüyordu zaten. Hiç denediniz mi bilmem, deneyin ama. Sonra hazırlıksız yakalanınca zamanında neden kendinizi önceden eğitmediğinize yanmayın boşu boşuna. Anlık tepkilerinizi sınamak da güzel bir yöntem olabilir, ama modern hayatta insancıkların en büyük belası "zamanında doğru sözü sarf edememe hayıflanması" oldu iyiden iyiye, malum.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: