Contagion: Bize de Bulaşmaz İnşallah...

Steven Soderbergh denen adamın (durun şimdi, saygın bir adama sallayacağım) sinemasını hep ruhsuz bulmuşumdur. Görsel tasarım ve sinematografi aşamasında kareleri matlaştırmasından mıdır nedir, bana hep donuk gelmiştir filmleri. Anlattığı temaları da hep "her ayrıntıya dokunurum" mantığıyla işler. Belki King of The Hill'i bir kenara koyabiliriz. Bir salgın sürecini anlatmak için belki de Albert Camus'un Veba romanında olduğu gibi, durumun kendisine ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerine yoğunlaşan bir film pekâlâ çekilebilirdi ama Contagion'da bunu göremiyoruz. Olayı gösteren, tedavi sürecini işleyen sinema filmlerinden olmaya çalışıyor. Bu da tek düzeliğin dibine vurmasına neden oluyor.

E tabi filmin içinde Matt Damon, Laurance Fishburne, Gwyneth Paltrow, Jude Law, Kate Winslet, Marion Cottilard ve Bryan Cranston gibi isimleri gören insanların sinemayı doldurması az görülen bir şey değil. Ama şahsi tecrübelerimce, yıldızlar karmasına dönüştürülen filmlerin en az % 75'i (sanki hesap yapmış gibi caka satayım) filmin diğer açıklarını kapamak için bu yola başvuruyorlar. Ayrıca hangi oyuncu kaç dakika ekranda/perdede görünecek sorunu boy gösteriyor. Contagion da böyle bir film.

Filmin en başında yayılmaya başlayan bir salgın var. Birçok insan ya karantinaya giriyor ya da ölüyor. Bunu çözmeye çalışan bilim adamları var. Bilim adamları laboratuarlarda çalışıyor ve bundan kâr elde etmek isteyen bazı insanlar var. Başka da bir şey yok. Tüm film, bunların monoton bir anlatımından oluşuyor. Bilim adamı sürekli araştırır, iki ilmi sözle kafa karıştırır, olayın peşinde gazeteci vardır, hükümet heyecan uyandırmayan tedbirler alır falan. Karakterlerle bütünleşebileceğiniz bir metni de yok. En iyi yaratılmış Mitch Emhoff (Matt Damon) karakteri dahi, çok bir çekiciliğe sahip değil. Bunun ötesinde olaylar tam bir dram işleyişiyle yavaşça anlatılıyor, filmde aksiyon zaten yok, gerilim yaratmıyor, siyasi bir mesajı yok. Yani bir tür filmi olması iddiasında da değil. Bu konuyu tüm yönleriyle ele alayım ukalalığına yakalanmış, fakat bu kimin ilgisini çeker, kim yapılanları ve yapılacakları tahmin edemez, bilemiyorum. Bu hâliyle de böyle bir senaryonun çekici olmasına imkân yok. Film için "eh fena değildi" diyenlerin, linç olmama psikolojisiyle bunca saygın adama sallamama isteğiyle orantılı olduğunu düşünüyorum. Film son derece yavan ve vasat çünkü.

Birde ilginç bir sahne vardı. Ufak bir spoiler içeriği var. Çok da zararlı değil aslında:


Sinemada izlesem Hulk'a dönüşür, gişeyi yumruklar, paramı geri isterdim herhâlde. Hoca olsam, "pek parlak değil ama çocuk sınıfta kalmasın, yazık" der 2 geçer verirdim. Buna emin olun, filmi; bir zombi filmi olduğunu sanarak veya müthiş entrikalar bekleyerek falan izlemedim. Ama en azından salgın ve izolasyon altındaki insanların psikolojisini iyi işler diye düşünüyordum. Ama filmin, söylediği bir şey yok, işleyişi monoton, dolayısıyla sıkıcı, bu yüzden bu kadar yeriyorum.

He bir de filmde salgın Türkiye'ye gelmeden Suriye'de durduruluyor. Filmin konusundaki gibi salgınlar da, bu salgın filmleri salgını da bize bulaşmaz inşallah.
  • Orijinal adı: Contagion
  • Türkçe adı: Salgın
  • Yönetmen: Steven Soderbergh
  • Yapım yılı: 2011
  • Oyuncular: Matt Damon (Mitch Emhoff), Gwyneth Paltrow (Beth Emhoff), Laurence Fishburne (Dr. Ellis Cheever), Jude Law (Alan Krumwiede), Marion Cotillard (Dr. Leonora Orantes), Kate Winslet (John Hawkes), John Hawkes (Roger), Elliott Gould (Dr. Ian Sussman), Bryan Cranston (Lyle Haggerty), Monique Gabriela Curnen (Lorraine Vazquez)
  • Tür: Drama
  • Yapım: ABD
  • Dil: İngilizce
  • Kişisel Puan: (Kaan Kavuşan): 2 geçer.


Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: