Gerçekten Özleyince


Albüm tanıtma, güzelleme işlerinde çok başarılı bir insan sayılmam, daha doğrusu bu bana çok keyif veren bir şey de değildir. Fakat bugün yazmak, bahsetmek istediğim albüm bunlardan biraz farklı. Çünkü bir nevi ergenliği, ilk gençliği ve Kadıköy semtimin dokusunu üzerime zırh gibi giydiren Kesmeşeker mevzu bahis.  "Doğdum Ben Memlekette"  11 şarkıdan oluşan, ve her parçasında, bize Kesmeşeker'i yeniden özleten bir albüm. Dinledikçe daha çok özlüyoruz sanki.

1999 yılında çıkardıkları "İçinde İçindekiler Vardır" albümünden bu güne araya bir de "Kum" u sıkıştırdı Cenk Taner. Lakin  "Kum" albümü, pratikte başlı başına bir Cenk Taner solo projesi olduğundan mütevellit, gönül rahatlığıyla  D.B.M için, 12 yıl aradan sonra gelen ilk grup albümü diyebiliriz.  Gerek konser ve bar programlarında, gerekse stüdyoda bir çok farklı isimle çalıştı Cenk Taner, bu geçirdiğimiz 12 yıl boyunca. Ve bugün nihayet çekirdek kadroya dönüş yaptı.  Tansu Kızılırmak, Emre Sarıtunalılar gibi grubun özel iki isminin yanı sıra; benim gibi pek çok kişinin en sevdiği albümlerin (İnsülin, Tut Beni düşmeden)  gitaristi Can Alper de yuvaya döndü. Can Alper'in bu grubun kimliğine kattığı çok şey olduğunu düşünüyorum ve mümkünse bu grupta çalmaya hep devam etsin.

Albümdeki tüm şarkıların söz-müzik sahibi, semtin güzel abisi Cenk Taner. En başta belirttiğim gibi, Albüm yazmayı, vaziyete tek bir noktadan bakabilmeyi beceremediğim için sevmiyorum. Fakat Cenk Taner o kadar içimizde ki. Burda yazmasam, yarın Bahariye'de görücem, Kadife'de sigara alırken karşılacam, ayak üstü bu yazdığım içeriği de unutucam, gündelik hayatın içinde. "Abi Elmander nasıl?" diyecem,  "Canavar canavar" diyecek.  O yüzden bu burda olsun, burda bir belge bulunsun.

Albümü döndürüp ilk dinlediğim şarkı, en aşina olduğum ve 10 yıllık mazisi olan "Eğ başını eğeceksen"  oldu. 'Kent Ozanları' adıyla , bir dönem çok popüler olmuş bir toplama albümde, tek bir akustik gitarla söylediği bu efsane parça, Kesmeşer tornasından geçip yeniden düzenlenmiş ve hiç romantik olma ihtiyacı hissetmiyorum;  çok daha iyi olmuş.  O yekten yüksek giriş, nakarat arpeji, yaratıcı baslar, çift sesler, yakışıklı solo; parçayı 4/4 lük bir rock ballad ı haline getirmiş.  Merkeze bu şarkıyı koyduğumuzda, burdan tüm albüme ulaşabileceğimiz bir ses kalitesi var. "İsmail",  "Atlar dönmedi" , "Her şey sermaye için sevgilim." Genellikle 90'ların zengin içeriğine dönüyoruz ve tekrar tekrar, bıkıp usanmadan; Can Alper'e, Tansu Kızılırmak'a, Emre Sarıtunalılar'a teşekkür etmek istiyorum. Bu kalitedeki mastering için de Andy Jackson'a. Albümü alıp, çok mutlu ettiğiniz dinleyicilerden biriyim.

Şimdilik, albümün edebi içeriğine girmek yerine, bunu zamana yaymakta fayda görüyorum. Cenk Taner'in bize açtığı dünyayı tek bir albüm değerlendirmesi altında özetlemek bu açıdan doğru olmaz. Ve fakat, "Metin Kurt Yalnızlığı", Kadıköy'ün biricik Galatasaraylılarından Cenk Taner'in çok güzel bir sürprizi olmuş. Futbolu, müziği, edebiyatı bu kadar konuşmayı sevip, hepsinin bir yerde, hele de albüm kapağını resmiyle de süsleyen Metin Kurt gibi bir efsaneyle birleşmiş olması, çok sık rastlanır bir durum değil zira.
Yani iki şişe ucuz şarap bir tarih yazabilir. verdiğim tüm sözler bir anda uçabilir. sıcak bir bira, patlak bir sigara, Metin Kurt gibi yalnızız ceza sahasında. Ne güzel, ne güzel. Ne güzel Ne güzel...
...diyerekten, bade süzerekten tamamlıyorum yazımı. saygılar.  
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: