Pankot Ne E Mrtov

Şimdi maillere baktım da, 17 eylülde “şöyle bir fikrim var, yapalım mı” demiş Kaan reyiz. Aradan geçen o kadar sürede sadece bir kere -hem de- utanmadan bir yazıya yorum yazabildim. İlk yazı bugüne kısmetmiş. Milço Mançevski’yle aşina olduğumuz Makedon sinemasından güzel bir örneği tavsiye ederek başlayayım o halde... 

Pankot Ne E Mrtov (Punk’s Not Dead) Makedonya’nın bu seneki Oscar adayı. Esasında rahatça Yugoslav filmi demek de mümkün. Üsküplü dağılmış bir punk grubunun 40’larına dayanmış kopuk elemanlarının 17 yıl sonra biraraya gelme öyküsü atomlarına bölünmüş bölgenin panoramasını sunan bir yol filmi şeklinde kurgulanmış. Tabii merkezinde Makedonya’daki ahval hakim.

Sıradan hatta zayıf sayılabilecek bir senaryosu olmasına rağmen Pankot Ne E Mrtov’un etkileyiciliği büyük sözlere değil, cümbüşlü anlatımıyla birleştirdiği gözlem gücüne dayanıyor. Üsküp’ün yoksulluk içindeki mahallelerinde kaybolup gitmiş, biri Arnavut uyuşturucu satıcısı Sali’ye zaman zaman aracılık yaparak, diğeri bir mezbahanede çalışarak ömür çürüten has punk çocukları Mirsa ve Lyak ülkeyi bataklığa çeviren etnik iç savaş sırasında “kendi” memleketlerine göç eden grubun kalan iki üyesini bulmaya çalışırken seyirci de adeta sosyoloji turu yapıyor.

AB’nin fonladığı bir sivil toplum kuruluşunun multi-kulti faaliyeti çerçevesinde, kimsenin gitmek istemediği bir Arnavut kasabasında bu “karışık” grubu konser vermeye ikna eden arka sokak mafyası Sali’nin ve STK’nın umursamaz ecnebi efendilerinin maddi ilişkisi, bu işlerin nasıl döndüğü ve niteliği hakkında trajikomik bir gösterge oluyor mesela. Avrupa’nın bölgeye müdahil olma şekline eleştirel bakış, grubun Saraybosna’daki elemanı Paşa’nın SFOR askerleriyle yaptığı kirli işlerle de ayrıca vurgulanıyor.

Doğu Avrupa tribünlerinde Kelt haçları ve dazlak kafalarıyla zuhur eden ırkçı holiganlardan, içe kapanık muhafazakar Arnavutlara kadar zengin bir arka planı haiz, temposu ve komedi dozajıyla gayet doyurucu bir seyir vadeden film, alttan alta Makedonya’da milliyetçiliğin yeni çatışmalara yol açabileceği endişesini taşıyor. Keyifle izlense de sonunda o coğrafyanın tarihiyle paralel bir tat bırakıyor ağızda.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: