Philip K. Dick / Timothy Archer

Philip K. Dick'in romanlarında sıkça din konusundaki felsefeye dokunduğu mâlum. Bu kitabı yazmadan önce de; Hristiyanlık, yaşam ve Tanrı hakkında bolca düşünmüş, hatta kullandığı bazı maddelerin etkisiyle mi bilinmez, bazı enteresan tecrübeler yaşadığını iddia etmişti. Tabiî ki bu kitaptaki Timothy Archer aslında PKD'nin fikirlerini paylaştığı yakın arkadaşı; Piskopos Pike'ın bir yansıması. Pike, Ölü Deniz Parşömenlerini bulan adam ve Pike'ın sonu da Timothy Archer'ın sonu gibi.

Episkopalyan Kilisesinin saygın ve popüler bir piskoposu olan Timothy Archer'ın aynı zamanda arkeolojik kazıların peşinde koşan, gerçeğin arayışı içindeki bir ruh adamı. Antik Zadokite parşömenlerinin bulunmasıyla, parşömenlerin içine giriyor ve Hristiyanlığın söylediklerine ne kadar benzediğini düşünüyor. Zaten birçoklarına göre aşırı reformist olan, oğlu ve gelini baya baya keşe bağlamış olan Timothy, Kirsten Lundborg isimli bir kadınla da nikâhsız yaşamaya ve bu kararından şüphe duymamaya da devam ediyor. Bu sırada paganlıkla suçlanıyor tabii. Timothy'nin Tanrıyı bulma yolunda bazı dini düşüncüleri değişirken, (İsa'nın tanrının oğlu değil de sadece bir peygamber olması) aynı zamanda ölümsüzlüğün sırrı olduğunu düşündüğü "sihirli bir mantar"ın peşinden gidiyor!

Kurgu Timothy'nin üzerine olsa da, anlatıcımız gelini Angel. Kitap John Lennon'un öldürüldüğü gün açılıyor. Ayrıntılardan zevk almayı bilen biriyseniz, arada daha birçok buna benzer gönderme de var. Şimdi hatırladığım Captain Beefheart ile ilgili bir sohbet falan vardı meselâ. Angel bol bol keyif verici maddeler kullanıyor. Yani aslında Angel, Philip K. Dick'in kendisi, anlattığı da belli bir oranda Pike'ın hikâyesi.

Sadece olay kurgusundan keyifli bir okuma değilmiş gibi görünebilir, fakat kesinlikle böyle olmadığını içine girdiğinizde anlıyorsunuz. Zadokite parşömenleri hakkında birçok bilgi veriliyor, karşılaştırmalar yapılıyor ve siz de Timothy'nin değişen inançlarını çok net bir şekilde görebiliyorsunuz. Birçok kişiye göre bu Dick'in bilimkurgudan en uzak (hatta bence BK'ye dair hiçbir yanı yok), ama din felsefesi derin eserlerinden biri. Valis üçlemesinin son kitabı. İlk iki kitap ise Türkiye'de basılmamış... Ama yine de konudan bağımsız, tematik bir üçleme olduğuna göre okunmaması için bir sebep yok. Yazıldığı yıl (1982) Nebula adayı olmuş ve kitap tamamlandıktan birkaç hafta sonra da PKD vefat etmiş. Okuyunuz efendim.

Derecelendirme: İyi.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

4 yorum:

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

Dini; bu şekilde okumayı, yorumlamayı ve tartışmayı seviyorum. Mitolojik bir hayal dünyası yerine daha insani bir temel üzerinde değerlendirmek. PKD bu sınırlar üzerinde çok güzel geziniyor. Geniş bir hayal dünyası -artık ne kullanıyorsa :)- içinde son derece sağlam, fizik kurallarıyla ve tabiatla çatışmayan bir felesefeyi macun gibi biribirine yedirip önümüze sunuyor. En kısa zamanda Timothy Archer'la da tanışacağım.

Kaan Kavuşan dedi ki...

PKD'nin net ortamında dönen bir "Religious Journey" çizgiromanı var, orada anlatıyordu gördüğü sanrı veya olduğu sandığını şeyi. Geçmişte tiranlık altında ezilen bir orta doğulu falan filan... Bulursan oku :)Bulamazsan da ilgini çektiyse, haber eyle, ben bakayım. :)

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

İnternette kitabın adı, özeti var kendi yok. Torrent'e de bakacağım akşam. Kolayında varsa kollarımı açtım bekliyorum :)

Kaan Kavuşan dedi ki...

Timothy Archer'dan bahsediyorsan;
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=472446&sa=99230211

Religious Journey çizgi romanı ise akşama paslıyorum...