Salinger Ve Kitap Kapağı Sorunsalı



Belli oldu. Bu blogda kitap kapaklarından sık bahsedilecek. En azından benim niyetim var. Diğer arkadaşları bilemeyeceğim. Ve bu alana el attıysak da, değinmeden geçemeyeceğimiz bir yazar var.

Duymuş olmanız muhtemel, J. D. Salinger, yazdığı kitapların kapaklarında herhangi bir resim, biz çizim, ya da okurun aklını çelebilecek herhangi bir illüstrasyon olmasını istemiyor. O tip kapakların okuru etkileyeceğini, okurun kitabı alırken görsel malzemeden etkilenmemesi gerektiğini söylüyor. (En azından) kapakla ilgili herhangi bir ön-bilgi olmadan kitapla temas kurmasını istiyor. Benim gevelememe gerek kalmadan, şuradan alıntılayalım hepsini:

1-Yazarın adının büyüklüğü, kitabın üzerindeki kitap adının büyüklüğünü geçemez. (Yazarın adına yatırım yapıp, kitabı o açıdan satamazsınız.)

2-Kitabın ön ya da arka kapağına kitabın satışını artırıcı reklam, resim, fotoğraf, yazar fotoğrafı vb. koyamazsınız. Düz bir renk olacak. (Renkli, fotoğraflı albenili kitap kapağı için değil, kitabı metni için almalı okur.) [Hatırlatmakta fayda var, yazarın ülkemizdeki yayıncısı YKY de,u kurallara uyarak kitapların baskılarını yenilemiş ve yazarın isteğine göre düz renk kapak ve arka kapak yazısı olmadan yayınlamıştır.]

3-Kitabın ön ya da arka kapağına, kitabı ya da yazarı övücü bir metni bir yana bırakın, hakkında tek satır bile koyamazsınız. (Yazarın metni değil, arka kapakta satış artırıcı, okur tavlayıcı reklam metni ile okuru kandıramazsınız.)

4-Kitabın içine yazarın biyografisi, kazandığı ödüller, okuduğu okullar vb. hiçbir bilgi koyamazsınız. (Okur sadece metinle ilgilenmelidir.)

5-Kitabın üzerine kitabın kaçıncı baskı olduğu uyarısı koyamazsınız. (Bestseller bir kitap olduğundan yararlanarak okura ulaşamazsınız.)

Bütün bu kurallar, tek bir amaç için isteniyor: Okurla metin arasına kimse (yayıncı, reklamcı, pazarlamacı hatta yazar bile) giremez.



Ama buna rağmen, Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın en bilinen kapağı da şu:



Çünkü bu ilk baskının kapağı. Demek ki sonradan Jerome dayı'nın sözü geçiyor yayınevlerine.
Yapı Kredi Yayınları da (örnek için aşağı bakınız) ilk baskılarda bu kurallara uymayan kapaklar yaparken, -ki arka kapakta spoiler vererek, büyük bir rezilliğe imza atmışlardır bu ilk kapaklarda- daha sonra bu "Salinger Kuralları"na uygun kapaklar yaptılar.


Ve bu kapaklar, bir arada görüldüğü vakit, -ilk foto- belli bir uyuma sahip. YKY, bütün o kurallara rağmen, yine de Salinger kitaplarını daha tanınır kılmış. Fena da etmemiş. Benzer bir örnek vardı, yurtdışından, ama o görseli kaybettim. Ki zaten 4 kitap var toplamda, 4 kitap için de tek bir tasarım örneğinde kalmak çok normal.

Tabii akla şu geliyor ister istemez; işin derinine indiğiniz vakit, aslında her rengin bir manaya geldiği, işte yok efendim falanca rengin bazı duyguları harekete geçirdiği falan gibi şeyler de var. O açıdan bakınca, yine aslında okur ya da tüketici etkilenmiş oluyor. Bilemiyorum. Hani "ya abi, o kadar da cılkını çıkartma" mı demek gerek, yoksa "tabii efenim, aslında orada kullanılan açık mavi renk de bilmem şu şekilde alıcıya tesir etmekte" mi demeli...

"Kitabın satması için en önemli unsur kapaktır." Salinger bu kuralları, görünen o ki, belli bir üne kavuştuktan sonra kabul ettirebilmiş. İlk kitabı yayınlanan bir yazarı düşünelim; ne yapabilir ki? Elinden ne gelebilir bu konuda? Ütopik belki ama, bilinçli ve temkinli okur sayısı artsa da, kapak bu hususta daha az etkili olsa keşke.

Ya da mesela, pek bilgi sahibi olmadığım bir konu, kaç yazar, kitaplarının kapaklarının nasıl olacağı hakkında söz sahibidir? Olması da gerekmez mi?..


Çok alakalı olmasa da, yazıyla ilgili araştırma yaparken öğrendiğim bir şeyi de paylaşmak istiyorum: Senelerdir, hatta Salinger okumaya başlamadan -ki çok eski değil, maalesef- önce bile neden Catcher In The Rye'ın buralarda iki ayrı isimle bilindiğini merak ederdim. Son günlerde yine kafama takılmışken, bu yazı vesilesiyle öğrenmiş oldum. Bunu da, -pek beklenmedik şekilde- kitabın Vikipedi sayfasından öğrendim. Bu gibi şeyler, o siteye nasıl bakmamız gerektiği hakkında ikileme düşürecek nitelikte. Neyse. Kitabın ilk baskısı abi, Cem Yayınları'ndan, Adnan Benk çevirisiyle çıkmış. Sene 1967. Ama bu abimiz, kitabı Fransızca'dan çevirmiş. Öyle olunca da, çevirdiği baskının ismini almış. İsmi geç, neden Fransızca'dan çevirmek... Yani o zaman yapılan, ufak denebilecek bir tercih yanlışı, şu anda bu kitabın memlekette çift isimli şekilde varolmasına sebep oluyor. Hatta şarkılara ilham falan...
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

1 yorum:

Sinem dedi ki...

merhaba, çok güzel bir inceleme olmuş, eline sağlık. ama eklemek istediğim bir şey var.

Salinger'ın nevi şahsına münhasır tavrı kitap kapaklarında da kendini gösteriyor. kitap kapaklarının rengi de insanlara bir şeyler çağrıştırabilir demişsin ama bence Salinger'ın orada derdi okuyucuların bir şeye çağrışması değil, kitabı okumadan daha kapağa bakar bakmaz kapağın kitapla ilgili herhangi bir fikir verebilecek olması. kitap kapağı düz, tek renk olarak belirlendiğinde, seçilmiş renkler kitabın içeriği hakkında bir çağrışıma sebebiyet vermez bence.