Stalingrad: Alman Gözüyle Doğu Cephesine Bakış

Stalingrad'ın savaş filmleri klasmanında çok önemli bir yeri olduğu su götürmez. I. Dünya Savaşı filmlerde pek işlenmeyen bir konudur, fakat II. Dünya Savaşı filmleri bol bol çevrilir. Çünkü savaşın karşı tarafında yer alan ABD, İngiltere, Fransa gibi devletler için Hitler gibi bir caniyi karşına kötü adam olarak almak kolay ve risksizdir, bir yandan da beğeniyi garantiler. I. Dünya Savaşı filmi çekerseniz, böyle tamamen kötülükten oluşan bir temsil bulamazsınız ve ortak düşman karşısında herkesi birleştiremezsiniz. Ama II. Dünya Savaşı filmi çeken bir Almansanız bu sorunlardan muzdaripsiniz her hâlükarda.

Tabi Stalingrad'ın değeri burada başlıyor. Stalingrad filmi, Alman yapımı. Tabi Hitler'i ve yaptıklarını kabul etmiş ve bu savaşta yenilmiş Almanlar'ın bu konuyu ele alması oldukça riskli. Birincisi, siz ne yaparsanız, hangi niyetle yaparsanız yapın; bunun bir Hitler yüceltmesi olarak algılanabileceği, ikincisi çektiğiniz acılara arabesk bir "biz de çektik" bakışıyla burun kıvrılması, üçüncüsü ise "biz yapmadık kedi yaptı" demekle suçlanmanız ihtimali. Dolayısıyla yönetmen Joseph Vilsmaier burada resmen ince bir buz tabakasının üzerine yürüyor.

Stalingrad şehrindeki kanlı çatışmalarda ölen milyonların kanlı hikayesi 6. ordu özelinden anlatılırken, bir yandan da savaş ve asker psikolojisi, kazanma ve kaybetme motivasyonları üzerinden değişen ruh halinin yansıması çok iyi resmediliyor. Bunu yaparken de bir yandan ideolojik bir temelle Hitler'e inanmış yüksek zümrenin ve propagandaları yarım kulakla dinleyip ona inanan halkın, savaş sırasındaki iç hesaplaşması, Führer'in askeri ve siyasi konumunu sorgulaması oldukça güzel şekilde bir grup Alman askeri aracılığıyla detaylandırılıyor. Bu askerin de aslında halk olduğunu, yani; zorla askere çağırılan öğrenciler, politikanın P'sini bilmeyen saf çiftçiler, Kaiserslauternli futbolcular, muhalif politikacılar ve tabiî ki Nasyonal Sosyalizm fanatiği subaylar olabileceğini hatırlatıyor ve bu konuda herhangi bir sömürü ve iki yüzlü bir anlatımla, yaşanan soykırımları temize çıkarma uğraşı gütmüyor. Bize Almanlar arasındaki, savaşmaktan bıkmış, çıldırmış, Rusya'nın acımasız soğuğunda ne işi olduğunu anlamayan kısmını gösteriyor. Bu adamların da bir kurban olduğunu, savaşta kazananın olmadığını kafamıza bir güzel işliyor. Bunu yaparken de cani askerlerin, Rus sivillere yaptığı eziyetler, kadınlara edilen tecavüzler vs. inkâr edilmiyor ve es geçmiyor.

Filmin sonundaki tarihi gerçek şunu ifade ediyor:
"Stalingrad savaşı sırasından bir milyondan fazla insan; çatışmalar, açlık veya soğuk yüzünden ölmüştür. Bunların arasında Ruslar, Romenler, İtalyanlar, Macarlar, Almanlar ve Avusturyalılar vardır. 6'ıncı ordunun 260 bin adamından kalan 91 bin kişi esir alınmış, bunlardan sadece 6 bini evlerine geri dönmüştür."

Filmin olabildiğinde anti-militarist, propagandadan uzak ve tarafsız olduğunu, içinde güzel savaş sahneleri bulunsa da, savaş psikolojisine yoğunlaştığını ve de oldukça duygusal olduğunu söyleyerek herkese tavsiye ediyorum. Stalingrad'ın çok sevdiğim bir yönü de sadece bunlara odaklanmış olması ve gereksiz bir yan aşk hikayesi uydurmaması. Savaş filmlerinin bir çoğunda bu yapılır çünkü. Oyuncular da oldukça iyi bir performans çıkarmışlar ve sık sık göz yaşartıyorlar. Bir de filmin Norbert J. Schneider imzalı müzikleri gerçekten müthiş. 

Stalingrad söylediklerinin tümüyle; "ırkçı", "rezil", "paragöz", "şerefsiz", "hain" ya da "lânetli  millet" diye bir şey olmadığını gösterip genellemeleri kabul etmeyen, bu kavramların milletler için değil sadece "insanlar" ve "kurumlar" için geçerli olduğunu, insanın iyisi de kötüsü de olduğunu çok iyi anlatan, çok kuvvetli bir film.

  • Orijinal adı: Stalingrad
  • Türkçe adı: Stalingrad
  • Yönetmen: Joseph Vilsmaier
  • Yapım yılı: 1993
  • Oyuncular: Thomas Kretschmann (Teğmen Hans von Witzland), Dominique Horwitz (Er Fritz Reiser), Jochen Nickel (Astsubay Manfred Rohleder),  Sebastian Rudolph (GeGe Müller), Dana Vávrová (Irina), Martin Benrath (General Hentz), Sylvester Groth (Otto), Karel Hermánek (Yüzbaşı Musk)
  • Tür: Savaş
  • Yapım: Almanya
  • Dil: Almanca / Rusça
  • Kişisel Puan (Kaan Kavuşan): 5 pekiyi.
  • Hangi filmleri seven bunu da sever?: The Cross of Iron (1977)


Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

2 yorum:

oğuzhan dedi ki...

benim aldığım dvd versiyonunda dil seçeneği olarak sadece ingilizce yer alıyorudu. nazi askerlerini ingilizce konuşurken izlemek film boyunca beni çok rahatsız etmişti o yüzden filmi de hiç beğenmemiştim.

Kaan Kavuşan dedi ki...

evet bu sorunu yaşayan bir iki kişi daha biliyorum. ingilizce dublajlı olmaz, çok şey gider filmden valla.