Stanislaw Lem / Aden


Stanislaw Lem, Polonyalı bilimkurgu yazarı. Bilmeyen varsa hemen söyleyeyim, Andrey Tarkovski'nin ünlü filmi Solaris bu kitabın uyarlamasıdır. Ben Solaris ve birkaç hikayesini (Maske, Dünya Nasıl Kurtarılmıştı) okuyabilmiştim daha önce, bu da okuduğum dördüncü eseriydi. Diğer eserlerinin aksine Aden'den beklediğim zevki alamadım. Tabiî bunda, Stanlislaw Lem kitaplarının üçüncü çeviri olması kaynaklanıyor olabilir. Bazı yerleri iki kere okudum. Kendisi Polonyalı ve kitaplarını hâliyle Lehçe yazıyor. Bunun üzerine İngilizce'ye çeviriliyor, biz de --genelde-- İngilizce üzerinden çevrilen metni okuyoruz. Yani çevirinin çevirisini...

Aden uzun mekan ve durum tasvirlerin yer aldığı, başka bir gezegene inen mürettebatın hayatta kalma ve yeni medeniyeti tanıma çabalarının anlatıldığı bir kitap. Hardcore bilimkurgu ile yeni stilini sentezleyen Lem'im meselesi pek çok bilimkurgu yazarı gibi felsefe ile. Bireylerin toplumla ilişkisi, canlı hayatı katletmenin meşruluğu / meşrulaştırılması (hangimiz bir böceği sadece yoluna giderken ezmiyoruz ki?)  kategorizasyon ve bundan kaynaklanan algı hatalarının tartışılması kitabın iç temalarından. Kitap kahramanlarının isim verilmeden kategorize edilmiş olması da bundan kaynaklanıyor tabi ki. Hiçbir isim bulmadan; Kaptan, mühendis, sibernetikçi, fizikçi, doktor gibi kahramanların kendilerine has bakış açıları toplumun kabul görmüş yargılarına da bir bakış açısı adetâ.

Tabi bir de alt okuma boyutu var. Bir Polonyalı olduğundan Lem'in bu kitabi bir Komünizm eleştirisi olarak yazdığı batı çevrelerinde inanılmak istenen bir şey. Aden sakinlerinin aslında çok net olmayan bir şekilde, komünal bir örgütlenme içinde gibi görünmesi bunu desteklemiyor değil. Fakat büyük fabrikalar ve toplu mezarlar gibi unsurlarıyla bunun komünizmden daha çok, bir Stalinizm eleştirisi olduğu görülebilir. Lem'in hem Sovyetler, hem ABD, hem de diğer güç odağı devletler hakkında pek iyi düşünmediği bir sır değil sonuçta. Meselesi gücün yarattığı baskıyla alâkalı daha çok. Fakat en önemlisi Lem'in açıktan bir sistem eleştirisi yapmaktansa, daha çok psikolojiye ve bireysel algılara yönelmiş olması. Baskıcı sistemlerin makineleştirdiği ve değersizleştirdiği insanlara ait bir düşünme pratiği bu.

Aden bir klasik olmasa da, okuması yer yer sıksa da kötü bir kitap değil kesinlikle.

(Arka Kapak)
Başka bir güneşin dördüncü gezegeni... Altı kişilik mürettebat, yere çakılan uzay gemisinden canlarını kurtarıp güçlükle dışarı çıktıklarında, başka bir dünyada olduklarını biliyorlardı. Ama Aden gezegeni, atmosferinin solumaya uygun olmasına rağmen "başka bir dünya" değildi. Onları ne uzaydan gelenlere tapınan vahşiler karşıladı ne de yıldızlararası iletişime gönüllü bir uygarlığın temsilcileri... Soluk alıp veren dev ağaçlar, bitkileri andıran binalar, doğal labirentler, dev aynalar, "ikicanlı" yaşamlar, geçitler ve anlam veremedikleri yığınla şey arasında, korkuyla izlerini sürdükleri uygarlığa erişmeye, onunla iletişim kurmaya çalıştılar. İletişim kurmak kolay değildi. Araştırdıkları her yerde, ölümün değişik yüzleriyle karşılaşıyorlardı: Kitle mezarları, su dolu çukurlarda saklanan cesetler, iskeletler... Gezegeni Dünyalı gözleriyle anlamaya çalışan mürettebat, bu farklı uygarlıkla iletişim kurmaya çalışırken, sarsıcı deneyimlerle ve şiddetle yüzleşmek zorunda kalacaktı... Bilimkurgu edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Stanislaw Lem'den, teknolojiye ve iletişime dair felsefi sorularla dolu fantastik bir roman.
(Arka Kapak)

Derecelendirme: Orta.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: