Volumina


Bir kitap çıktıktan böyle aylar, hatta sene artı aylar geçtikten sonra böyle hakkında yazmak doğru değil belki, ama ne yapayım, çok pahalıydı. Çok istisnai bir durum olmadan alamayacaktım, ki oldu, alabildim. Aldıktan sonra da "lan neden daha önce..." şeklinde hayıflandım. Ama nereden bilebilirdim o kadarını?

Hatırlıyorum, satışa çıktığında bayağı bir süre çok satanlar listesinde kalmıştı. Okumadan önce "ne güzel" diyebiliyorsunuz belki ama, okuduktan sonra da, kitabın çok satanlar listesinde uzun süre kalmasını sağlayacak kadar çok rağbet eden bu kişilerin büyük kısmının kitabı yarıya gelmeden bırakacağını anlıyorsunuz. Bunun kanıtlarından biri de, kitap çıkalı 1.5 seneye yaklaşmasına rağmen, ekşisözlük'teki başlığında ancak 6 entry olması. Sizi bilmem ama, benim için önemli bir veri. Çok kıytırık "bestseller"lar bile en azından 10 entariyi bulurken, bu kitabın altıda kalması hem normal, hem de iyiye alamet deil. Hep derler, Türkiye'de kitap alınır ama okunmaz diye. Bu kitap da o kafanın kurbanlarından biri olmuş. Sonuçta ismi de afili.

Fiyattan devam edelim, yukarda da dediğim gibi, değse bile -ki değiyor- 258 sayfaya 19 milyon vermek... Açıkçası kaç kez elime alıp geri bıraktım önceden. Ha şöyle-ha böyle derken, 1.5 sene sonra alabildim. Can Yayınları'nı çok severiz, ne kadar önemli olduklarından bahsetmeye lüzüm yok, ama zaten genelde yüksek olan fiyatlar, Kırkmerak dizisinde tavan yapmış. Dizide başta bu olmak üzere, birçok ilgi çekici kitap var, ama ortalama bir okur, diğerlerini es geçip kolayca bunları ya da bunlardan birini tercih edemez.

Kitaba -nihayet- gelirsek. Öncelikle isim ve tanıtım metinleri, biraz yanlış yönlendiriyor sanki. Yani evet, asıl tema "kitabın geleceği", işte ne bileyim, zamana direnebilecek mi olması, e-kitap karşısında saygınlığını nasıl koruyabileceği, insanların zamanla ona olan tavrının nasıl bir hal alacağı vs. Ama bu konu(lar) ekseninde birçok farklı alana da giriyor bu iki muhterem. Belki "öyle" tanıtılsa biraz daha doğru kitleye ulaşacak, daha mantıklı satış rakamları olacaktı elimizde.

Eco'yu -az ya da çok- tanımayanımız yok. Hiçbir şey olmasa, kitabını falan okumasan, Tempo'da karşına çıkar (Koca Eco'nun Tempo'da köşe yazması da bana hala çok abuk geliyor ya, neyse). İnanılmaz bir adam. Ama Carriere'i ("Carriere'yi" ?) muhtemelen sadece sinefiller tanıyordu. Kendisi Luis Bunuel'in sağ koluymuş. Ben önceden bilmiyordum mesela. Ve Eco kadar olmasa da, feci birikimli bir adammış kendisi.

Kitapların geleceği başlığı altında, eski kitaplar, bilgisayarlar, internet, kütüphaneler, özel kitaplıklar, sinema, şiir, hafıza, koleksiyonculuk, diller, eski Yunan ve Roma, aptallık, yayıncılık, din, elyazmaları, ve daha birçok konuyu içeren, entelektüel seviyesi çok yüksek bir sohbeti içeriyor Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın. Az önce "satıldığı kadar okunmamıştır" dememin sebeplerinden biri de bu. Çoğu kişiye muhabbet "ağır" gelmiştir herhalde. Hem üsluplar, hem de içerik çok "üst perde"den.

Sonuç olarak, her tür okur için gayet verimli olabilecek bir kitap. Çok keyifli bir sohbet. Ağır tavsiye ederim kendimce. Fiyat tabii önemli husus. Olmadı sahafa düşmesi için bekleyebilirsiniz. Ya da halihazırda Nadir Kitap'ta 14-15'e bulunabiliyor, oradan alınabilir.
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

2 yorum:

Kaan Kavuşan dedi ki...

Sahaf yolu gözleriz. :(

Evde bir ton kitap oldu okunmadık, onları okumadan sıfır almam herhalde :)

Teğmen Lap dedi ki...

abi sıfır almak iş değil zaten, ne bileyim 6 ay sonra bir yerde 14-15 e bulursun, tamamdır :)