Fareler Yeni Para Birimi Olacak


Benim için bir klasik haline geldi; eğer yorumlar "bu film çok boktan, yarısında çıktım, uyudum amk vs." diyorsa o filme gidilir aga. Cosmopolis hakkında Ekşi'de 7 sayfa yorum var mesela, sadece 1 tanesi iyi ve o 1 tanesinin yorumunu şöyle alalım;

"schumpeteryan bir film" olarak özetleyebiliriz filmi sanırım. komünist manifesto'nun ilk cümlesinin ("avrupada bir hayalet dolaşıyor, komünizmin hayaleti") ve bakunin'e ait "yıkma dürtüsü yaratıcı bir dürtüdür" mottosunun filmde kapitalizme uyarlanması, joseph schumpeter'in inovatif kapitalizmin nihayetinde sosyalist bir düzene varacağı şeklinde özetlenebilecek teoremine yaslanıyor. filmde limuzinli ultra-kapitalist ile onu öldürmek isteyen (yine manifestodan alıntıyla "mezar kazıcısı") proleter'in ortaklaştığı noktaya dikkat: "asimetrik" prostat. filmin başından sonuna estetiğinin de "asimetri" üzerine kurulu olduğunu tespit etmek zor değil: meşru eşinden gayrı her kadınla sevişebilen, kendini korumakla yükümlü adamı öldüren erkek karakterimiz, her maksat için kullanılan ama ulaşıma yaramayan limuzin, monolog olarak akan diyaloglar vb. vb.. esas oğlanın berbere meğer saçının bir tarafının kesilip diğer yanının kalması için gitmesi de işin "sürprizi". pekiyi ne diyor film? adam smith'ten bu yana "bireysel çıkarı için hareket eden bireyin aslında gizli bir el vasıtasıyla toplumsal fayda sağladığı" argümanıyla meşrulaştırılan kapitalizmin esasen o gizli elini -prostat muayenesi sahnesi gibi- en mahrem yerlerimize kadar soktuğunu, ne idüğü belirsiz sentetik bir toplum, sentetik bir dünya yarattığını, bu gidişin yıkıma doğru bir gidiş olduğunu. dolayısıyla bir asimetri var: gelişmeye çalışırken kendi kendini yıkan kapitalizm. ama bunu yaparken kullandığı dil öylesine bütünlüksüz ki, eğer sinema manyağı veya anti-kapitalist söylemlerin hastası değilseniz, takip etmesi oldukça zor bir film olmuş gerçekten. hele ki berber ve sonrasındaki apartman diyalogları sabırları zorlar nitelikte. o ilk yarıda çıkanlar bi de ikinci yarıya kalsalar sanıyorum sinemayı ateşe falan verebilirlerdi. ama cronenberg böyle bi adam be hacılar, bi filme gitmeden önce de bi zahmet bakıverin yönetmeni kimmiş, daha önce neler çekmiş, ne yorumlar almış diye. "aa tvaylayttaki çocuk oynuyo" diye filme giderseniz bazı şeyler olmuyo tabi."*

Olayı bir boyut öteye taşıyalım. Filme gitmeden önce yukarıyı okursanız muhtemelen bir bok anlamazsınız. Üniversite lisansınız ekonomi üzerine değilse ya da keyfi de olsa Marxizm, Neo-Klasizm, Liberalizm üzerine okumalar yapmadıysanız o muhteşem monologlar/diyaloglardan bir bok anlamanız oldukça zor. Schumpeter tespiti ise muhteşem! Neredeyse bütün film Schumpeter'in yaratıcı yıkım teorisine dayanıyor. Yıkmak yaratıcı ve önüne geçilemez bir duygudur, der Schumpeter. Yeni bir düzen kurabilmek için eskiyi yıkmak gereklidir. Eski ne kadar büyük, vazgeçilmez ve devasa olursa olsun yıkılmaz, korunmaz diye bir durum yoktur. Bu "skandal" olsa bile! 

Bu filme gidin aga, az biraz kafanız çalışıyorsa gidin, sonra indirin, dvd'yi falan alın bir daha izleyin. 
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: