Füsus


(...)

Bir örnek vermek isterim: Sizin de çok iyi tanıdığınız entelektüel birikimi olan bir hanımefendinin, -ki onbeş yıldır kendisiyle sohbetlerimiz olur- tasavvufa olan ilgisi süreci içerisinde kendisine tavsiye ettiğim kitaplar olmuştu. Tavsiye ettiğim kitaplardan bir tanesi Füsusu'l-Hikem'in Niyazi Gencosman tercümesiydi. O kitabı tavsiye ettikten bir-iki ay sonraki bir telefon görüşmemizde bana kitaptan hiçbir şey anlamadığını üzülerek söyledi. Hoş, malumunuzdur ki mevzusu itibariyle kitap, ağır bir kitaptır. Binaenaleyh fazla bir şey anlamamış olabilir ama, "hiçbir şey anlamadım" demesi bana tuhaf gelmişti doğrusu. Farklı bir şey yapmaya karar verdim. Füsus'un Ralph Austin tarafından yapılan İngilizce tercümesini kendisine tavsiye ettim. "Bende var, isterseniz fotokopisini çekip göndereyim" dedim. Kendisi "yurtdışından getirtebilirim" dedi ve getirtti.. Kitabı okuduktan onbeş gün sonra beni aradı ve "Harika, muhteşem bir kitap!" dedi. Gönderdiğim aynı kitaptı ama birisi Türkçe, diğeri İngilizce idi. Üstelik Türkçe olan, 16. yüzyıl Türkçesi filan değil, daha 1940'larda yapılmış bir tercümeydi. Hanımefendi yetişme tarzı gereği ve arka plan itibariyle o konuları, o dil üzerinden daha iyi anlayabiliyordu. Mevzuyu önce anladı, ama o dilden ama bu dilden. Sonra özümsedi. Şimdi ise sahanın asli ıstılahlarını, eski Türkçede neye tekabül ettiğini artık biliyor. Vakıa budur ve üzerinde ciddi düşünülmesi gerekli olan bir durumdur.

Evvele Yolculuk, Mahmud Erol Kılıç, Sufi Kitap, Sayfa 61-62
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: