Safety Not Guaranteed / Zaman Yolcuları (2012)

‘Zaman yolcusu’ kalmasın!

Bağımsız sinemanın kalesi Sundance Film Festivali’nde en iyi senaryo dalında ödül adan ‘Safety Not Guaranteed-Zaman Yolcuları’ adlı film, dün vizyona girdi. Bilimkurgu olmaktan çok, komediyle dramı birleştiren film, gerçek bir ‘şakadan’ ilham almış...


KAAN KAVUŞAN
kaan.kavusan@aksam.com.tr

“Küçük Günışığım filminin yapımcılarından” sözü birçok insan için ciddi bir referans olmaya başladı. Afişte yer alan bu küçük ayrıntıyı seçen sinemaseverler, öncelikle mütevazı ama sıcak bir film izleyeceğinizi biliyor, hayattan ne kadar dışlanmış olsalar da hayatın içinde karşılığı olan karakterler göreceklerini anlıyorlar; tabii bunlara bir tutam da ‘çatlaklık’ ekliyoruz. Karşımıza sıcak, sevimli, hafif uçuk ama ciddi sorunları olan insanların hikâyeleri çıkıyor; tıpkı daha önce ‘Küçük Günışığım’, ‘Günışığı Temizleme Şirketi’ ve ‘Ruby Sparks’ta da olduğu gibi.

Yönetmen Colin Trevorrow’un ilk sinema filmi olan ‘Zaman Yolcuları’, üç dergi çalışanının gazetede gördüğü bir ilanla başlıyor. Amatör bir bilim adamı olan Kenneth, yerel gazeteye verdiği ilanda, şunları söylüyor; “Zaman içinde benimle geriye gidecek biri aranıyor. Bu bir şaka değildir. Geri döndükten sonra ücretiniz ödenecektir. Herkes kendi silahını getirmelidir. Güvenliğinizi garanti edemem. Bunu daha önce bir kez yapmıştım.”

Filmin hikâyesi kurmaca olsa da, gerçekten beslendiği bir yer de var. John Silveria aldı bir şahıs, bu malum ilanı 1997’de ‘şaka olarak’ yayınlatmış.

DELİ Mİ, DAHİ Mİ?
Kenneth’in hikâyesinin peşine düşen gazeteci Jeff ve Hintli stajyeri Arnau, bu adamın nasıl bir ‘deli’ olduğunu anlamaya çalışırken, genç ve güzel stajyer Darius ise hikâye için denek olmaya karar veriyor fakat olayların farklı boyutlarına erişiyor.

Son zamanlarda yükselişe geçen ve ‘bağımsız sinemanın prensesi’ olarak anılmaya başlayan keskin bakışlı Aubrey Plaza’nın canlandırdığı minyon Darius, annesinin ölümünden dolayı kendini suçlayan bir genç. Bir anlamda bu makinenin gerçek olmasını istiyor içten içe...

Yine bağımsız sinemanın hatırı sayılır yönetmen ve oyuncularından biri olan Mark Duplass’ın canlandırdığı Kenneth ise hep itilip kakılmış bir çocuk olarak, 2001’de yaptığı bir hatayı düzeltmenin peşinde. Sürekli antrenman yapması, atış dersleri, çaldığı teknolojik parçalar ve garip tavırlarıyla biraz deli gerçekten de.

Peki, bu adamın derdi ne? Onu takip eden takım elbiseli adamlar kim? Gerçekten de bir zaman makinesi kurabildi mi? Film boyunca muğlaklaşan tüm bu sorular finalde cevabını buluyor…

Bu cevapları aldıktan sonra da Kenneth’in düzeltmek istediği şeyi bir daha düşünmek ve yeni teoriler üretebilmek mümkün.

BİLİMKURGU DEĞİL
Sundance Film Festivali’nde en iyi senaryo dalında ödülü kapan ‘Zaman Yolcuları’ insanların niye hep ileriye değil de zamanda geriye gitmek istedikleri üzerine kafa yoran bir film. Zaman yolculuğu teması olunca, insanın aklına bilimkurgu sineması gelse de bu film, bir bilimkurgu değil, komedi-drama. Bir an hüzünlenirken, bir an tebessüm ettiren, ABD’lilerin ‘feel good movie’ (kendini iyi hisset filmi) dedikleri türden bir film…
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: