Evrenin sonundaki Tanrı


Evrenin sonuna gitmişlerdi. Oysa ki onlara evrenin sonsuz olduğu, sonsuz oranda, sonsuza dek genişlediği öğretilmişti....

Gittikleri yer evrenin sonuydu. Evren onlara bir oyun oynamıştı.

O gün tüm kainat kapalı bir kavanoza dönüştü hepsi için. Orada Tanrı’yı gördüler. Evrenin sonunda sıkışıp kalmış ne yaptığını düşünüyordu. Gözlerinin altı mosmor olmuştu, tırnakları dişlenmiş, parmaklarında şeytan tırnağı çıkmıştı. Canını çok yakıyordu. Pişmandı. “Ne yaptım ben bilmiyorsunuz” dedi gördüğü seyyahlara, “Ne yaptım bilmiyorsunuz...

Seyyahlar tanrıyı gördüler, güzelliğini. Böyle bir güzelliğin nasıl bu kadar kötü şeylere sebep olduğunu düşünmekten kendini alıkoyamadılar. İçlerine bir çılgınlık doğdu.

Seyyahlardan biri hemen bıçağını ateşte ısıttı ve suratına yapıştırdı. Kendine bir heykel yaptı ve yüzünü boyadı.

Bir diğeri kolunda genişçe bir kesik açtı ve acı çekmeye başladı.

Bir başkası köşesine çekilerek insanlara şeytan tırnağının kötülüğünü anlatmayı amaç edindi.

Bir başkası kötülüğün tabiatını anlamak istedi, her şeyi çözmek istiyordu. Dolayısıyla seçilmiş kişiydi. Bu sanrıya kapılmıştı.

Bir başkası yokluğun kalbine baktı ve kendini içine bıraktı. Tanrı hepsinin haline üzüldü. Niye bu kadar organize bir şekilde üzülmek istediklerini kavrayamadı. Bir tanesi farklıydı, “Bazen gerçekten delirmek istiyorum Tanrım” dedi ve delirdi.

Tanrı onu kendine yakın buldu...
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: