Sahtekar





"1928'in mart ayında bir cumartesi günü, Los Angeles banliyösünden, telefon operatörü olarak çalışan bir anne olan Christine Collins, oğlu Walter'a sinemaya gideceklerine dair söz vermesine karşın işe gitmek zorunda kalır ve çocuk evde yalnız kalır. İstemsizce de olsa yine verdiği sözün aksine saatinde evde olmaz ve eve geldiğinde kötü bir sürprizle karşılaşır, oğlu evde yoktur. Polise haber verir, arama başlanır ama çocuktan en ufak bir iz yoktur; tâ ki aylar sonra gelen bir polis telefonuna kadar. Yolsuzluk vb. birçok itham ile birlikte zor zamanlar geçiren LAPD(böyle diyince çok afilli oluyor), Christine'e oğlunu bulduklarını söyler ve bunu bir imaj kurtarma kampanyasına dönüştürerek bütün medyayı Walter'ın da içinde olduğu sanılan trenin varacağı tren istasyonuna çağırır. Trenden inen çocuk bütünüyle hayal kırıklığıdır çünkü kendisi Walter değildir. Christine küçük çocuğun oğlu olmadığını söylemesine karşın soruşturmayı yöneten Yüzbaşı'nın, şova dönüştürme amacıyla sitasyona çağırdığı onca basın mensubunun önünde halihazırda çalkantıda olan LAPD'nin itibarının daha fazla sarsılmaması adına Christine'e ısrarcı olur ve olay ilk olarak karşılıklı olarak örtbas edilir. Sakinleşen ortamla birlikte bulunan çocuğun oğlu olmadığını ve kendi oğlunun akıbetinin peşine düşen anne, beklentilerine karşılık alamamasının üstüne bastırılır ve tüm bunlar otoriter büroksinin sarsılmaması adınadır...  Yozlaşmış bürokratlara karşın meşru bir savaş başlatmış olan, aktivist Peder Briegleb(John Malkovich)'in de yardımlarıyla artık bu bir kamu davasına dönüşmüştür."





Aynı departmandan başka bir dedektifin Kanada'dan illegal olarak ülkeye giriş yapan başka bir çocuğun peşine düşmesiyle çözülmeye başlanan hikaye bir psikopata ait çiftliğin kanlı ön bahçesinde son buluyor gibi... Fakat Christine ve onun inadı ile de birçok kişiye "umut" aşılayan film baştan sona birçok duygunuzu harekete geçiriyor. Önce üzülüyorsunuz, sonrasında gelen bir hayal kırıklığı ve hemen akabinde sisteme ve sistemin kölesi haline gelmiş yozlaşmış yapılara ve insanlara karşı öfke ve sinir harbi...

Bir Clint Eastwood yapımı olan "Changeling" kelime manası ile “bebekken başkası ile değişmiş çocuk, perilerin değiştirdiği çocuk” anlamına geliyor ve 1928-1935 yılları Amerika'sında geçen yaşanmış bir olayı anlatıyor. Angelina Jolie'nin oskarlık performansla başrolünü üstlendiği film "anne-oğul hikayeleri baba-oğul hikayeleri kadar etkileyici olmaz" klişesinin aksine gayet etkileyici.. Kimi olaylar vardır, görür görmez "tam Hollywood'luk be!" dedirtir, Changeling de tam o cinsten. Muhteşem bir hikaye olmasının yanı sıra, Eastwood'un zamane Amerika'sı ve sistemine getirdiği eleştirel mesajlar da hikaye ile birlikte filmi özel kılar türden.




Filmdeki kimi ayrıntılar çok hoş kimileri ise ekstrem detaycılar açısından kabul edilir değil. "Call Center" çalışanlarının çalışırken kullandığı patenler baya güzel. Dönemin kıyafetleri, arabalar vs. de bir o kadar iyi fakat sineklikli kapılar kullanılır, çocuklar okula şortla giderken kürk giyen insanlar "wtf?!" etkisi yaratmıyor değil ama bazı filmler vardır, teknik ayrıntıyı sonuna kadar irdelemek filme haksızlık olur, bu da o filmlerden. Eastwood, Jolie'nin muazzam performansı, yaşanmış olmasa "saçmalık ötesi" olarak nitelendirilebilecek olağan dışı hikayesi ve toplumsal mesajları ile izlenilmesi kesinlikle tavsiye olunur efenim...



  • Orjinal adı: Changeling
  • Yönetmen: Clint Eastwood
  • Yapım yılı: 2008
  • Oyuncular: Angelina Jolie (Christine Collins), John Malkovich (Rev. Gustav Breigleb), Colm Feore (Chief James E. Davis), Michael Kelly (Det. Lester Ybarra),  Jason Butler Horner (Gordon Northcott)
  • Tür: Drama, Tarih
  • Yapım: ABD
  • Dil: İngilizce
  • Kişisel puan: 8/10
Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: