Ev




– Sizin bir de Kütüphane adında bir kitabınız var...

– Kütüphane'yi kitap üzerine yazılan bir kitabı yazmak için yazdım! Bir süredir üzerinde çalıştığım, hala yazmakta olduğum bir kitap var. Kahramanım, bana bir kütüphane bırakan, hiç tanımadığım bir adam. Besbelli zengin ve yaşlı biri. Vasiyetinde bana Dragos sırtlarında camdan yapılmış bir kitap evi bıraktığını belirtiyor. Fazla değil, kırk-kırk beş bin kitaptan mürekkep bir kütüphane. Ama kimdir, neden ben, hiçbir bilgi yok. Bu durumu bana bir avukat bildiriyor. Ben, "Bırakın Allah aşkına, benim kendi kütüphanemle uğraşacak vaktim yok!" diyorum ama merak işte, kalkıp gidiyorum oraya. Ve dehşet nitelikli bir kütüphane buluyorum! Yani kendi kütüphanemin bir parça çıldırmış versiyonu... Çok garip bir mantığı var, çözemiyorum bakarken. Neredeyse bütün kitaplar okunmuş, hepsine notlar alınmış vs. Sonradan anlıyorum ki, adam bana bu kütüphaneyi, içinden kendi hikayesini bulayım ve yazayım diye bırakmış. Tek mantıklı açıklama bu. İşte bu kitabı yazarken içine kütüphaneyle ilgili fazla bilgi sokuşturmamak için ben de oturup Kütüphane kitabını yazdım.



Bu satırlar, memleketteki her kitapçokseverin elinde olması gereken Benim Kitaplarım isimli mühim kitaptan. Enis Batur'un bu cümlelerini (ve başka birkaç yerde bu kitap ile alakalı cümleleri) okuyan belli sayıda kişi, (adamına göre değişkenlik gösterecek) bir süredir bu kitabı bekliyordu. Tanıtım metni pek bir şey vaat etmiyor olsa da, yukardakileri okuyanlar gerekli heyecanı edinecektir. Kütüphane'yi almak için de elbet.

Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: