Engin


Kış Uykusu'ndaki Çehov etkisi üzerine muhtemelen (mevzuyla alakanız yoksa bile) onlarca cümle gördünüz. Ceylan, Roll'ün 38. sayısında (sene 2000) bu konuda bazı şeyler söylemiş.

— (...) Bunlar hep alay edilecek şeylerdir. Bütün dünyada köylüler böyle herhalde, Çehov'un hikayelerinde de rastlıyorum böyle şeylere.



Mayıs Sıkıntısı da, "Çehov'un anısına" ibaresiyle son buluyor...

— Çektiğim her sahnede Çehov'un ayak izleri mutlaka vardır (gülüyor). Yani, belki de, ne yaşarsam yaşayayım, ona bir Çehov filtresiyle bakar hale geldim. Her konuda hikayesi vardır Çehov'un. Bir şey yaşayıp da onun hikayesini Çehov'da bulamayacağımız durum neredeyse yok gibidir. Muhakkak ki gözlemlerimi bile Çehov etkiliyor, bunun da farkındayım. Bir sahne yazarım, sonra bir bakarım "ulan Çehov'un şey hikayesi, ondan esinlendim galiba" derim. "Mayıs Sıkıntısı"nı Çehov'a adamak biraz borç gibi göründü bana...

Çehov'la ilgili güzel bir anekdot vardı, ayrıntıları hafızamızdan silinmiş bir hikaye... Çehov, Gorki ve Turgenyev bir sayfiyede bir araya gelirler, eğlence olsun diye sırayla denizi tasvir ederler. Gorki, "deniz şöyle köpürür, böyle höpürür" kabilinden şeyler söyler, Turgenyev "deniz kadın gibidir" makamından gider, Çehov ise tek bir cümle söyler: "Deniz engindir"...

— Tam Çehov'luk durum... Gorki, tabii çok zayıf bir yazar bana göre, beni hiç etkilemedi, hiçbir zaman. Kendisine çok şans tanımama rağmen... (gülüyor) Bu kadar ünlü olduğuna göre mutlaka bir şey vardır dememe rağmen. Valla ne yalan söyleyeyim, Tolstoy da beni çok etkilememiştir... Çehov ise anlatılması mümkün olmayan şeyleri çok kolay bir şekilde anlatabiliyor ve hep hissettiğimiz, varlığını hissettiğimiz, ama hiçbir zaman ifade edemeyeceğimiz şeyler bir anda apaçık hale gelir Çehov'da.

(İlaveten, kendileri şu entiriyi gördüyse eğer, bıyık altı gülmüşlerdir.)

Google Plus'ta paylaş
    Yorumlar

0 yorum: